Bazı konularda aynı moderen devletlerdeki gibi özgürüz alabildiğine. Düşünce özgürlüğü şeysi sayesinde, kutsalların bile artık tokatlanabilmesi, devletin bölünmesinin dahi istenebilmesi, dokunulmayan devlet kurumlarına bile artık değdirilebilmesi vs vs bir övünç kaynağı. Zaten Avrupa’lısı Amerika’lısı da aynen bizim gibi yapıyorlardır, gelişmiş toplum olmanın gereğidir bunlar değil mi? Bu tartışmalar sayesinde muassır medeniyetler seviyesine doğru zıplanmış, kişi başı milli gelir ondörde katlanmış, memlekette fakir de kalmamıştır zaten.

kanka kedilerOysa işin rengi başka tabii ki. Bir tartışma, ufuk açmak, tartışma sonrasında al-ver yapabilmiş olmak, faydalı sonuçlara varabilmek, varsa bir soruna çözüm üretebilmek için yapılması gerekirken bizde hiç öyle olmadığı kesin. Her nedense kuyuya ilk taşı atanlar da su başlarını tutmuş devler. Basından, siyasetten, iş hayatından, sivil toplumdan vesaireden, kendini konuyla ilgili ordünaryüs mertebesinde gören, konuyu her yönüyle yalayıp yutmuş ayaklarında, kerameti kendinden menkul bir kısım kişilik pejmürdeleri. Milenyum peygamberleri, çakma Atatürk’ler, naylon Fatih’ler, villadan bildiren sosyetik Müteferrika’lar ne ararsanız var. Tabii ki bunların can suları, şakşakçılarıve her daim gurur duyanları.

Bir gün bir bakıyoruz bu tayfadan bir şahsiyet bir özlü söz yumurtluyor. Bütün bir millet olarak konuyu tartışıyoruz. Aslında tartıştığımızı zannediyoruz. Çünkü takım tutar gibi adam, parti, yazar, bilmemne tutuyoruz. Ortaya atılan özlü sözle ilgili fikir geliştirecek, durumu kendi altyapısıyla sorgulayacak kalıp nerede, ara ki bulasın. Zaten malum siyaset ağzı hemen devreye giriyor “milletimiz en iyisini, bilir, en doğrusuna karar verir” İyi güzel de kardeşim, sen milleti bir hoş etmişsin, o mayhoş halinden kurtulması için kılını kıpırdatmamışsın. Bilakis diziydi, toptu, poptu vermişsin ayarı. Nereden bilecek bu millet?

Çevir yoldan geçen 10 kişiyi, sor bakalım “empati” ne demek? 2 tanesi doğru yanıt verebilir mi? Empati olayı falan desen, gel senle empati kuralım desen; “hö” diyecek, muhtemelen tımara ramak kalacak. Ne veriyorsun da ne bekliyorsun şimdi bundan?

Zaten açıyoruz hemen kendi kanalımızı, alıyoruz hemen sabah taraftarı olduğumuz gazeteyi, kafamıza not ediyoruz favori adamlarımızdan birinin söylediklerini, yazdıklarını, olayı oracıkta bitiriyoruz. Çünkü okuduğumuz, dinlediğimiz şebelek, konu hakkında gerekeni söylemiştir. Sıra gelmiştir, kaave, işyeri, akraba ziyareti, komşu gezmesi gibi ortamlarda konuyla ilgi tartışmalarda taraftarı olduğumuz görüşün savunmasını yapmaya. Eh, akşam şebelekten dinledik ya zaten işin aslını.

Yahu bizimkiler bu sefer fazla ileri gitmiş, bu kadarı ayıp oluyor, bu yapılan biraz adaletsiz olmuş, bu iş doğru olmayacak gibi en ufak yanlış yerde saf tutma, kötüyü destekleme kaygısı olmadan, ilgili görüş Kanije ayarında savunulacaktır. Oysa kutsalı, kurumu, bütünlüğü tartışmak değil gaye. Bilakis tartışmaya konu olmuşun böğrüne böğrüne vurmak olmuş amaç.

maymun-köpekHakkında konuştuğun şeyin durumu nedir, bu kırıcı, yıkıcı, rencide edici tartışmalar sonunda elde kalan nedir, kime faydası olmuştur, önümüzdeki maçlarda bize ne getiri sağlayacaktır gibi soruların önemi yoktur. Tartışılan konunun muhatapları, yani örneğin devletin bir kurumu, yasası, geleneği, toplumun önem verdiği bir değeri vesairesi bir güzel pataklanmış, belden yukarı aşağı yer misin yemez misin e maruz bırakılmış, kirletilmiş kör çiçekçi kız gibi üst baş yırtılmış halde orta yerde kalmıştır. Sonuç??? Yok. Önemli olan tartışabilmektir. E güzel.

Gelelim somut örnekler vermeye. İçeriden, dışarıdan birileri istedi diye, en öncelikli sorun bu diye yıllardır bol keseden tartışıp durduk. Biz böyle çen çen ederken yarım trilyon dolar borca vardık, kanundan kaçanve %98′i müslüman Türk’üm Doğruyum 700.000 insanımız oldu, herkes tam güç hayatla güreş halinde ve bu acımasız can pazarı ortamında sadece şanslı ihtiyaç sahipleri birkaç cemaat derneğinin gayretleriyle nefes alabilirken, nelerle uğraşıp da nerelere vardığımıza bir bakalım;

Millet ikiye ayrılmış; dinci, laik.

Millet ikiye ayrılmış; Türk-Kürt.

Millet ikiye ayrılmış; ergenekoncu-cemaatçi.

Kararlılıkla yol aldığımız 72 fırka istikameti, daha fazla örneklemeyi de anlamsız kılıyor.

Atalar söylemişler de kime söylemişler? Kişisel sermayelerimiz olan aklı, izanı, adalet duygularımızı paket edip yüklemişiz kediye. Yetkiyi alınca önce babamızı kesmeye yeltenirsek, dünyaya gelen oğlanla ebelep gübelep oynarken en kritik organı elimizde kalırsa, yağ bol diye basene basene çalarsak, bunlar hasretle anacağımız iyi günlerimiz olur.

Alın verin ekonomiye can verin ama yiyin birbirinizi ete para vermeyin.

-Anlayana Serisi-